Monday, 5 August 2013

Niye Karşı Çıkılıyor 14, Emre Kırcan

Meslek odalarımıza, meslegimize, yaptıgımız işe saygısı olmayan bir hükümetin kontrolünde gerçekleşen gezi parkı çalışmalarından sonra oraya bir proje sunmak oldukça komiktir. Çünkü şuan gerçekleşen olay kişiyi, insanı ve insani deger yargıları bir kenara bırakılarak tamamen rant amaçlı yapılan bir projenin hayata geçirilip, geçirilmeyecegi kavgasıdır. Bu kavgada biz mimarlarında yok edilecek park için bir fikri var demek komiktir. Tarihe böyle düşmek ister misiniz siz bilmem.

Düşünün tarih kitaplarında 50 yıl sonra şu yazılacak.

" Kişisel hak ve çıkarları için mücadele eden bir toplumun oldugu 2013 yılında Türkiye kargaşa devam etmekteydi. Durumun anlamını kavrayamayan mimarlar odası ise park için yeni tasarım fikirleri sunmakla meşguldü." 

mimarlar odası ve mimarlarla ilgili kısım bu kadar olacak işte,
Toplumsal hassasiyetlerin farkında olmayan bir meslek grubu.

Oldukça rahatsız edici tarihi bir not olurdu dimi.

Niye Karşı Çıkılıyor 13, Murat Çetin

Ağzınıza fikrinize sağlık Kenan Güvenç, Hossein Sadri, Aylin Çankaya, Didem Kılıçkıran ve tabi ki Yağmur... tabi ki burada elitist, bilen-insan yüce mimarın kendine bir dur demesi ve önce insanım sonra mimar demeyi öğrenmesi gerekiyor... Buradaki genç ve hevesli mimar arkadaşların içinin kaynamasını gayet iyi anlıyorum ama şunu görmek gerek ki Gezi Parkı Direnişi'nin başarısı kendine mimarlığı alet eden bir tahakküm girişimine mimarSIZlığı ile haddini bildirebilmesiydi... değerli mimar adayı Bilge Can "'parkıma dokunma' devlete karşı, topçu kışlasına karşı olduğunda anlamlıydı, fakat oraya insanların talebine uygun bir şey yapılacak dahi olsa "dokunma" demek, var olanı muhafaza edelimci bir anlayıştan öteye gitmez ve yaratıcılığın da önüne geçer" derken aslında cevabı da veriyor; insanların talebi... bu laf önemli.. mimarların kendi taleplerini insanların talebi gibi görme gafletine düşmemeleri gerek.. aynı iktidarın kendi isteklerini halkın da isteği görmeleri gibi bir gaflet olur bu.. insanlar ne istediklerini canları pahasına gösterdiler... bunu doğru okumalı, sakin okumalı; orada yayılıp kitap okumayı müzik dinlemeyi istiyorlar ve oranın buna engel bir hali yok... hele buradaki hassasiyeti unutmamalı, kurnazca bekleyip oraya başka birşey görünümünde bir AVM çakmayı bekleyen, bunun için hala üst mahkemelerde uğraşan bir ekiple karşı karşıyayız... bu ortamda mücadeleyi onların zeminine çekip, kışla-AVM değil ama kulube yaptık dedirtecek bir ortam yaratmamak önemli... biraz hassasiyet.. dikkat çekilen nokta budur... Saygılar selamlar...

Niye Karşı Çıkılıyor 12, Didem Kılıçkıran

İki ay boyunca "parkıma dokunma", "meydanıma dokunma" diyen insanların içinde, yanında yer alan mimarların, 'dokunmanın alternatif biçimlerini' arayan bir yarışmayı, fikir yarışması dahi olsa, desteklemesi mümkün olamaz. Mesele bu kadar basit.

Niye Karşı Çıkılıyor 11, Yağmur Güvenç

'Hedef, kamusal alan ve mekân üretimidir. '

dostum aylin çankaya'nın da belirttiği gibi mimar kim oluyorda kamusal alan yaratıyor. zaten orada bir kamusal alan var. o ben sen o.. bu yarışma derhal iptal edilmeli fakat herkes interrail e çıkmalıdır.

Niye Karşı Çıkılıyor 10, Yağmur Güvenç

ben üstüne alınması gereken insanlara bir atıfta bulunmuştum haklı olarak. Evet mimarsız toplum olmaz ama şu anda mimarlar toplumu yani bireyleri düşünmeden gereksiz yarışmalar organize ediyorlar. bunun nedeni zaten 'iyi ki mimarım lan' düşüncesi.. iyi ki mimar değilim diyorum ben de... mimarlık bir kontrol amacı güdüyorsa iyi ki mimar değilim diyorum. fikir üretmenin mimarlık egosuyla ilişkisi ne için fikir ürettiğine bağlı olarak değişir. ulan biz taksime ne yapalım diye fikir üretirsen o noktada sen olmak istemediğim mimarlardansın. tabiiki benim derdim bu değil bu bir parçası. mimarları da çok iyi tanırım doğduğumdan beri annem GÜLNUR ÖZDAĞLAR. babam KENAN GÜVENÇ olduğundan tanıdığım çoğu kişi de mimardır ve mimarlığın nasıl bir şey olduğunu bilirim. Bu yarışmada herkes mimardır ama sanki kimse tasarımcı değildir. Bazı kaynaklar önerilmiş. Bu yarışmada bir tasarım fikri mi isteniliyor yoksa bilgi dağarcığı mı isteniyor belli değil. kamu yararını ön planda tutmak gibi bir gaye olamaz. zaten tutmak zorundasın. insanların yaşayamayacağı bir ev yapabilir misin.. veya kapısından girilmeyecek bir belediye binası? kamu yararını ön planda tutmayı hatırlatmak gezi direnişi.. gezi direnişi 'bu benim' i hatırlatır. kişi olduğumuzu hatırlatır verilen eğitimlerin aksine.. mimar olarak değil ben bir bireyim kamunun ta kendisiyim diye düşünmeyi gerektirir. yukardan kamuyu halkı dürbünle izler gibi onlar üzerinde a bölgesi b bölgesi diye gruplara ayırırp kroki gözüyle istanbula karışmamayı gerektirir direniş ruhu..bu ruhtan nasibini almamış ve hala mimarlıkla iktidar gücü oluşturmak isteyen iyiki mimarım ben şuraya bir el atym demek isteyen kişilerce düzenlenmiş sos yarışmalarından istanbulu kurtarmak da biz 'ben ' olduğunu unutmayan insanların görevidir. asıl biz bu yarışmaları düzenleyen insanlara karşı bir sos istanbul örgütlenmesi yapmak zorundayız. ve burada açıkcası güzel olan tek şey ödül. interrail.. bence mimarların bir interrail yapıp dünyanın içine karışmaları lazım.... teşekkürler. yg.

Niye Karşı Çıkılıyor 9, Hossein Sadri

neden karşı çıktığımı size başka bir deyişle tekrar yazmak istedim. 1) Gezi direnişine katıldığınızda orada bir kolektif ruhun hakim olduğunu görmüşsünüzdür. Ortaya bir sürü düşünce konulur, bazısı daha fazla kabul görerek uygulanır, denenir, eleştirilir, geliştirilir ve olgunlaştırılır ve yaşatılır. Oradaki kütüphane fikri gibi, super market gibi, anıt gibi, bostan gibi mekanların oluşması kolektif bir sürecin bir parçası olur. Mimari tasarım yarışmasında bu kolektiflik yoktur. Bir kişinin topluma direttiği fikir vardır. Bu nedenle herkese ait olan mekanların dönüşümü kolektif bir düşünme/gerçekleştirme süreciyle mümkün. Mimarlık eğitiminde bizim ülkelerde en eksik kalan yön budur. "ben merkezli" bir eğitim modeli var. karar veren mimar oluyor. halbuki örneğin gezideki bostanda nasıl bir ziraat mühendisi gelip de teknik bilgisiyle düşünceyi olgunlaştırabiliyorsa, bir mimar da aynen bu şekilde kolektif ortaya çıkan düşüncelere katkı yapabilir. bunun dünyada çok güzel örnekleri var. (Spatial Agency kitabı ve webstiesinde yayınlanan birçok örnek bu sıfatları içeriyor).
2) fikirler yarışarak değil birbirine katkı koyarak gelişir. bunun muhteşem örneği gezi olayı sonrasınd aoluşan forumlardı. katıldıysanız biliyorsunuzki orada nasıl farklı düşünceler birbirini besler, geliştirir. çünkü oradaki düşünme de kolektif bir eylemdir. Sistemin bize dayattığı ve hayatımızı sömürdüğü en insanlık dışı etkisi bu yarışma ruhu değil midir? bizim birlikte olmamızı engelleyen şey bu değil midir? dünyanın kirlenmesine, çevrelerimizin yok olmasına, tüm doğal kaynakların tüketilmesine sebep olan şey yarışma değil midir? Yarışma düşüncesinin karşısında ise dayanışma geliyor. gezi de de olduğu gibi. gezideki bostan bir dayanışma mekanıydı. bu nedenle de hiç "bir mimar" onu gerçekleştiremez.
3)geceleri gezide yatan, direnen, gaz yiyen, ölen, hapse atılan bir sürü insanın var ettiği yeni bir kavramdır gezi parkı. sizin de dediğiniz gibi direniş öncesindeki park değil. orada emkleriyle, acılarıyla, göz yaşlarıyla binlerce kişinin (yeniden)var ettikleri bu mekanın üzerinde bu insanların hepsinin çok ciddi hakkı vardır. Hayatınızda bir çiçeğe bakmış olan bir insan bunu çok iyi kavrar. Baktığınız çiçeği size sormadan budasalar, saksısını, yerini veya toprağını değiştirseler, isteyerek veya istemeden ona zarar verseler, siz dersinizki ya bana niye sormadan bunu yaptınız. bu insanları dahil etmeden, kolektif bir süreç olmadan orayı sadece biz bize oturup düşünmek bir saygısızlık olur bu nedenle. Önce biz kendimiz gezi parkını yeniden var eden insanlara ve anılarına saygı göstermeliyiz. biz saygı göstermezsek bunu devletten, yerel yönetimden veya başkasından bekleyemeyiz.
saygılar
Hossein Sadri

Niye Karşı Çıkılıyor 8, Cenan Kızılay

Yarışmanın yapılmasını sağlayan kontrol güçlerinin dikkate alması gereken bazı noktalar var; Kenan Güvenç'in 2011 yılında incelediği 'Tahrir Meydanı' örneği bugun taksim için ne kadar tanıdık geliyor.

Kenan Güvenç - 18.02.2011 - GAU | Friday Seminars

İLAÇLAR OLDUĞU İÇİN HASTALIKLAR VAR..

Bütün bu yapılanlar, ister ideolojik olsun ister kültürel bir kalıbın içine sokulursa sokulsun; hepsinin tek bir amacı var; insanın toplumsal hayat tarafından kontrolünü sağlamak. Hepsi kontrol güçlerini bunların. Marksist de olsanız, varoluşçu da olsanız farketmiyor. Sonuçta mekan ve zaman adına öne sürdükleri herşey toplumsal hayatın kişi üzerindeki kontrolünün yeniden üretilmesine dönük bir amaç haline geliyor.

Bazı boşluklar vardır mekanın ve zamanın tasarlanmasında dikkate alınmayan mesela;

- instabilite (istikrarsızlık)
- çözülme (bir şeyin oluşmasından ziyade kendi bileşenlerinden başka bir şeye doğru çözümlenmesi)
- karşıtını doğurma
- dönüşümlü ölçeklerde bulunma
- açık hava : özgürlük

Tahrir örneğinde gördüğümüz gibi sadece şehrin içinde bırakılmış bir boşluk var ve o boşluğun kendisi açık hava olduğu için o şekilde özgürce kullanılmasına rahatlık sağlıyor.

Mekansal olanın yani kontrol edilen mekanın içi ile başlıyor. Temizlik ve hijyen duygusuyla başlıyor, dolayısıyla temizlik ve hijyen duygularının terk edilmesiyle beraber bizim özgürleşme alanlarımız başlıyor.

Hangi entellektüel kesimden olursak olalım, ÜSTLENMEYELİM, ORAYI YAPTIK demeyelim. Bizim (Mimarların) aslında yapabildiğimiz hiçbir şey yok aslında. Sadece kontrol edici güçlerin yanında mısınız? Değilmisiniz? Böyle bir tartışma mümkündür benim için...